4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü nedeni ile kampanya yapan Migros tüm pet ürünlerini %50 indirimle satışa sunmuş.
Sokaktaki minik patiler için değişiklik olsun diye bu konserve mamalardan aldım. Jane de poz verdi.
Orada bu çok şirin bardakları görünce kendime de hediye aldım.
4 Ekim 2011 Salı
Teşekkürler Migros!
3 Ekim 2011 Pazartesi
Bugün ''4 Ekim Dünya Hayvan Hakları '' Günü
Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi metni, Uluslararası Hayvan Hakları Birliği ve ona bağlı ulusal birlikler tarafından 21-23 Eylül 1977 tarihinde Londra’da hayvan hakları konusunda yapılan üçüncü uluslararası toplantıda kabul edildi. Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ise, Paris’te UNESCO Sarayında 15 Ekim 1978 tarihinde törenle ilan edildi.
Hepsi de son derece yerinde ve aklıbaşında her insanın yürekten onayladığı, desteklediği maddeler. Ancak bir de konunun realitesi var. Pek çok konuda olduğu gibi hayvan hakları konusunda da insanlık yerlerde sürünüyor ne yazık ki..
Açlık, susuzluk çeken, zehirlenen, dövülen, işkence gören, otomobil çarpınca bir paçavra gibi görülen, tecavüze uğrayan, zevk için kulakları, kuyrukları kesilen, canlı canlı yakılan, istenmeyen, iğrenilen sokak hayvanlarının çilesini, ancak onların halini yakından gözlemleyip, çare bulabilmek için çırpınan bir avuç gerçek hayvansever biliyor. Diğer insanlar farketmiyorlar bile. Farketse de görmeye bile tahammül edemeyen, nefret eden, evinin, iş yerinin yakınlarında istemeyen pek çok insan var. Onların acısını, çilesini bir türlü anlamayan pek çok insan.. Üstelik sokak hayvanları ile ilgilenen insanlar da bu grubun hedefi oluyorlar.. Hayvan düşmanlarına göre, hayvan severler, dışlanmayı, her türlü kaba davranışı hak eden, parasını, zamanını boş işlere harcayan akılsız insanlar..Hele evini paylaştığın bir hayvan varsa, mutlaka evin pis ve yaşanmaz durumdadır..
Oysa hayvanlar da hissediyor, acı çekiyor, sevip bağlanıyorlar, terkedilmenin acısını yaşıyorlar.. Sadece hayvan olarak yaratılmışlar, tek fark bu. Bu yüzden de şikayet etme, haklarını arama şansları yok.
Yaşama tutunmaya çalışıyorlar ama her şey onlara karşı. Yaşama alanları yok edilmiş; o yerlerin yeni sahipleri ise onları oralarda istemiyor.
Her yıl, kürkleri için kafalarına sopalarla vurularak öldürülen foklar, bir günlük haber olmaktan öteye gidebiliyorlar mı?
Ya boğa, horoz ve köpek dövüşleri?
Yaşamı boyunca dövüşmekten başka bir şey görmemiş, karanlık odalarda çiğ etle vahşileşmesi sağlanan, dövüşemez hale gelince de öldürülen, delirtilmiş pitbulların kurtarılışını gösteren bir belgesel izledim ve lanetler okudum, para için bunları yapanlara.. Sözümona kurtarıldılar..Kurtarılan hayvancıkların yaşamla bağı kalmamıştı ki...
Ya terkedilenler? Bir heves uğruna alınıp acımasızca sokaklara bırakılanlar? Sonlarının açlıktan delirme ya da bir otomobilin altında kalıp ölme olduğu hiç mi gelmiyor akıllara?
Neler yazılıp söylenmedi ki.. Yine de değişen bir şey yok..
Kısacası; hayvan ya da insan, her canlı doğanın bir parçası... Doğa ise bir var oluşlar zinciri.. ''Benim daha çok hakkım var'' demek ancak vicdan, akıl ve mantık yoksunluğunun göstergesidir.
Gördüğümüz olumsuz durumlar ya da resimler içimizi acıtınca başımızı çevirip izlemekten vaz geçiyoruz. ''Ben tek başıma ne yapabilirim ki'' deyip hiç bir çaba göstermeyenler çoğunlukta. Oysa her insan, vicdanının sesine kulak verip yapabileceği bir şeyler olduğunu kavrayabilir.
Bu dünya hepimizin..
28 Eylül 2011 Çarşamba
15 Eylül 2011 Perşembe
Minik, Jane ve Colette
Colette de fotoğraf çektirmeyi seviyor:)
Daha çok sevdiği bir şey daha var. Tabii ki oyun, oyun, oyun...
Yine abla kardeş muhabbetleri:)
Sonra en sevimli halimizle dinleniyoruz:)
Minik'imiz
Daha çok sevdiği bir şey daha var. Tabii ki oyun, oyun, oyun...
Yine abla kardeş muhabbetleri:)
Sonra en sevimli halimizle dinleniyoruz:)
Minik'imiz
13 Eylül 2011 Salı
7 Eylül 2011 Çarşamba
Küçük Kızın Uyum Sorunları
Küçük Colette evimize geleli 11 gün oluyor.
Bu süre içerisinde yaşadıklarımızı özellikle paylaşmak istedim.
Olur da benim gibi evde petleri olduğu halde bir tane daha almak zorunda kalanlar olursa nelerle karşılaşacaklarını bilsinler diye.
Gerçi her kedinin ve köpeğin karakter özellikleri ve ortama uyma becerisi farklı olsa da az çok fikir verecektir yaşadıklarımız.
Minik kız geldiğinde öncelikli olarak onun bir an önce iyileşmesine odaklandık. Ne de olsa kuyruk acısı çekiyordu. Bir kaç gün bandajlı kaldı, sonra veteriner çıkardı sargıları.
Bizim ufaklık biraz iyileşince hareketlendi. Zaten parkta da çok hareketliydi ve korktuğum oldu, kuyruk kanamaya başladı. Pansumanını yaptım, neyse ki devam etmedi..
Sağlık durumu düzelince ev halkına ve kurallarına uyum konusu öncelik kazandı. Çiş konusunda sıkıntı yaşamadık. Geldiği günden itibaren odasına koyduğum kuma yaptı ama o kum hep odada kalamazdı. Jane'in kumu evin raflarla dolu depo odasındadır ama Colette için alınan kum havuzu aynı yere konulamaz. Çünkü birbirlerinin kumunu kullanabilirler. Şimdi Colette'i kapalı balkona alıştırmaya çalışıyorum. Bazen karışıklık oluyor ama öğrenecekler gibi. Kum konusunu anlatmışken, Colette çok küçük olduğu halde Jane'de fazla yiyor ve afedersiniz çok fazla dışkılıyor. Doğrusu korktum,'' bu normal mi?'' diye veterinere sordum. Normalmiş.
Gelelim mama konusuna. En büyük handikabımız mama. Çünkü Hepsinin ayrı özellikte mama yemeleri gerekiyor. Minik kalp hastası olduğundan özel bir diyet maması var. Jane'i bulduğumda uzun süre aç ve susuz kaldığından böbrekleri iflas etmek üzereymiş. O da böbrekleri için katkılı özel bir mama yiyor. Colette'e ise veteriner bebek kedi mamasını uygun gördü. Gelin görün ki, hiç biri de kendi mamasını sevmiyor. Birbirlerinin mamalarına dadanıyorlar. Farklı odalara koyup ayrı ayrı yedirirsem ne yaptıklarını denetleyemiyorum. Colette'e kapalı balkona koydum, miyav miyav ağladı.
Diğer bir sorunumuz da sabah kudurmaları. Minik ve Jane pek gürültü patırtı yapmazlardı ama bu cadı kız onları da azdırdı. Her sabah bir koşturmaca bir oyun. Laminant parkede tıkır tıkır pati sesleri, çok kötü! Alt katta oturan komşularımın yatak odalarından duyulur diye çekiniyorum. Bu gece Colette'i ayrı odada yatırdım. Bu kez su ve kum havuzu yine taşındı. Evin her yerinde kedi köpek düzenekleri oldu. Minik'le yürüyüşten dönene dek de almadım oradan.Çok şükür sabah kudurması olmadı . demek erken saatlerde kudurmayı seviyorlarmış:)
İşte böyle dostlar. Üç petli evin hali budur. Hafta sonu bir doğum günü partisi için Side'ye gitmemiz lazım. Minik gidecek ama iki kıza evde annem bakacak. Şimdiden korkuyorum doğrusu. Gitmesem olmaz, gitsem aklım kızlarda kalacak. Jane'm melek gibidir ve defalarca kaldı, anneannesi ona baktı ama bu Colette biraz cadı. Bakalım ne olacak.
Not: Henüz üçünün aynı karede düzgün bir görüntülerini yakalayamadığım için blog başlığı fotoğrafımızı değiştiremedik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








