23 Aralık 2013 Pazartesi

İpek Hanımefendi

 Tüyleri gerçekten de ipek gibi.


 Çok güzel benim kızım çook!
 Minik'le de çok iyi anlaşıyorlar:))

11 Aralık 2013 Çarşamba

Üşüyorlar! Çok üşüyorlar!

Sosyal paylaşım sayfarında iç acıtan görüntüler var. Bir de bir avuç  hayvan severin örnek  çabalarını anlatan  duyurular, yardım çağrıları.



Tüm bu duyarlı yürekleri kutluyor, çoğalmalarını diliyorum.
Organize olmak, güç birliği yapmak her zaman  daha büyük avantajlar sağlar. Birleşen çabalar, emekler, daha büyük başarılar getirir ancak çevrenizde  destek alacağınız birileri yoksa, kendi başınıza  bir şeyler yapmaya çalışmak onurlu bir davranıştır.  Hepimiz elimizdeki imkanlarla bir şeyler yapabiliriz. Derme çatma da olsa kedi evleri oluşturabiliriz. Ellerimdeki  rahatsızlıktan dolayı alet kullanamadığım halde ben bile  dört beş tane  kedi evi yapıp  sıcak su torbaları ile destekledim. Ayrıca mama desteğini ihmal  etmeyin. Aç hayvanlar daha dirençsiz ve donmaya  müsait oluyorlar. Sularına biraz sıvı yağ  koymayı unutmayın. Böylelikle suları donmuyor.
Bir kedi evi önerisi daha:

Son olarak,  arabaların motor bölümünde  ısınmaya çalışan kedicikler için  uyarımızı yapalım!

Aman kontrol etmeden otomobilinizi çalıştırmayın! Tüm  duyarlı insanlara çabaları ve yardımları için teşekkürler! 

21 Kasım 2013 Perşembe

TÜRKİYE'DE HAYVANSEVER OLMAK



https://www.facebook.com/mihavgiller   Kedigiller, Facebook'ta paylaşmış.

TÜRKİYE'DE HAYVANSEVER OLMAK;

• BİR HAYVANA YEMEK VERİRKEN.GELEN GEÇENLERİN UZAYLI GÖRMÜŞ GİBİ SANA BAKMASI DEMEK
• BİR AVUÇ MAMA VERİRKEN BURDA VERME ALIŞIR,KİRLENİR CÜMLELERİNİ EZBERLEMEK, HER YERDEN KOVULMAK DEMEK
• SU VERDİĞİN KAPLARI NEREYE SAKLAYACAĞINI BİLEMEMEK AMA HER DEFASINDA YAKALANMAK DEMEK
• MAMA VERDİĞİN HAYVANIN DEĞERSİZ GÖRÜLMESİ DOLAYISIYLA SENİN DE DEĞERSİZ GÖRÜLMEN DEMEK
• SUÇ İŞLER GİBİ GİZLİ GİZLİ MAMA VERMENİN TÜM MAHARETLİ YOLLARINI ÖĞRENMEK DEMEK
• MAMA YEDİRİRKEN BİRİSİ GELİP ORTALIK MALIYMIŞSIN GİBİ LAF SOKACAK,BOŞ MUHABBET EDECEK DİYE BİR AN ÖNCE HAYVANIN MAMASINI BİTİRMESİNİ DİLEMEK DEMEK, AMA TEKMELENMESİN DİYE DE AYRILAMAMAK DEMEK
• MAMA YEDİRİRKEN KLASIK OLARAK EVLİMİSİN,ÇOCUĞUN VARMI SORULARIYLA KARŞILAŞIP ÖYLE OLMASA BİLE EVLİYİM ÇOCUĞUM VAR BEN DE NORMAL BİR İNSANIM,DİYEREK HAYVAN BESLEMENİN BUNALIMLI,DELİ KADIN İŞİ GİBİ ALGILANMAYIP,HADİ SİZ DE BESLEYİN MESAJINI ÇAKTIRMADAN VERMEYE ÇALIŞMAK DEMEK
• HAYVANLARDAN BAHSEDERKEN İNSANLARIN TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜNÜ FARKEDİP,ÇABUCAK TÜM MESAJLARI VERMEYE ÇALIŞMAK DEMEK
• HAYVANSEVERLERİN PİS OLMADIĞINI İSPATLAMAYA ÇALIŞMAK DEMEK
• GECE UYURKEN ACABA ŞU AN HANGİ HAYVAN AÇ,HANGİSİ TUTSAK,HANGİSİNİN DERİSİ YÜZÜLÜYOR,İŞKENCE YAPILIYOR DİYE DÜŞÜNÜP YÜREĞİNİN SIKIŞMASI VE TEKRAR UYUYUMAMAK DEMEK
• ÖLEN BİR HAYVAN İÇİN KURTULDU DEMEK
• DOĞA ÜSTÜ GÜÇLERE SAHİP OLMAYI HAYVANLAR İÇİN HEP UMUTSUZCA HAYAL ETMEK DEMEK
• BİR KAŞIK SUDA BOĞACAĞIN İNSANLARA HAYVANLARIN HATRINA KATLANMAK DEMEK
• SOKAKTA YEMEK VERİRKEN EN İYİ İHTİMALLE YANINA BİRİNİN YAKLAŞIP AY ÇOK SEVABA GİRİYORSUN DEYİP AMA BİR TÜRLÜ KENDİSİNİN SEVABA GİRDİĞİNİ GÖREMEMEK DEMEK
• KUAFÖRE SAÇ BİLE KESTİRMEYİP BUNUNLA 2 KİLO MAMA ALIRIM DİYEREK UFAK HESAPLARLA YAŞAMAK DEMEK
• UMUTSUZLUĞU VE UMUDU HEP BİR ARADA YAŞAMAK DEMEK
• MAHALLEDE,İŞ YERİNDE MİMLENMEK DEMEK
• KENDİNİN BİLE YANMASI PAHASINA İNŞALLAH CEHENNEM VARDIR DEMEK
• BİR HAYVANSEVER GÖRÜNCE 1960 LARDA ALMANYADA HEMŞERİNİ GÖRMÜŞ GİBİ SEVİNMEK DEMEK
• KENDİN İÇİN HİÇBİRŞEY İSTEMEYİP,HEP OLARI DÜŞÜNMEK,LOTO HAYALLERİ KURMAK DEMEK
• KISACA TÜRKİYE'DE HAYVANSEVER OLMAK ,İP ÜZERİNDE YÜRÜMEKTİR
(ALINTIDIR)

16 Kasım 2013 Cumartesi

Bebeklerimiz Yetişkin Olunca



Sitede kontrolsüzce üreyen kediciklerin başına  çok kötü olaylar geliyordu. Bunun üzüntüsünü de sadece bir kaç  hayvan sever insan yaşıyordu. Sadece üzülmek de bir işe yaramadığı için mantıklı çözümler üretmemiz lazımdı. Belediye Veterinerliği ile görüşüp beşerli gruplar halinde kısırlaştırma operasyonlarına  giriştik. İlk partide artık altı ayı bitiren bizim bebekler ve onlardan biraz daha büyük olan Nazmiş oldular. Bugün komşumla birlikte  yüreğim pır pır ederek onları götürdük. Öğleden sonra da eve geldik. Şu an ayılmaya çalışıyorlar. Belli ki  bu gece bize uyku yok.  Ameliyatlı dört kedicikle  nasıl baş ederim derken hiç  beklemediğim  bir anda eski yardımcım çıkıp gelmez mi. Belli ki yardıma ihtiyacımız olduğu içine doğmuş. Az önce altlarındaki kağıt havluları değiştirdik. Tertemiz uyumaları ve üşümemeleri için gereken neyse yapıldı.  Umarım benim güzel bebeklerim çabucak iyileşirler.

Minik

Benim Minik'im yaşlansa da hala çook yakışıklı:)

24 Ekim 2013 Perşembe

Yavrular beş aylık oldular

Şu günlerde havalar iyi olduğu için çoğunlukla dışarıdalar. Genellikle  verandada ya da bahçede takılıyorlar.Yine de ara sıra eve girip çıkıyorlar. Uzun süre onlara isim vermedim. Bebekler ya da yavrular  diye söz ettim ama neredeyse eve yerleştiler. Artık isimleri de var:





Bu fotoğraftaki tekir kız  daha bir sokulgan.  Adı İnci. O da  annesi gibi uzun  ve yumuşak tüylü. Sarmaşıktan tırmanıp balkona gelmeyi  öğrendi. Her fırsatta  gelip evde  olmayı seviyor.

İpek, gerçekten de ipek gibi uzun tüylü, sarı, gri beyaz tüylü şeker bir kız.

Diğer bir uzun tüylü, beyazı fazla tekir kızımızın adı da Jale. İçlerinde sevdirmeyen ve dokunulmaktan hoşlanmayan tek o var.

Tek oğlan olan kısa tüylü tekirimizin adı  Oğluş. Oğluş da çok cana yakın.

Yakında diğer üç kardeşin resimlerini de palaşacağım.

8 Ekim 2013 Salı

Cümbür Cemaat Yürüyüş



Bizim yavrular doğar doğmaz Minik onlara göz kulak olmaya başlamıştı. Doğal olarak can ciğer kuzu sarması oldular. Bahçede her an birlikteler. Sabah Minik'i görünce bir  koklaşmalar, bir oyunlar, görmek lazım:)

Ancak  zavallı Minik'in bir sıkıntısı var. Olağan yürüyüşlerimiz bebeklerin rahat vermemesi yüzünden oldukça zor oluyor. Minik, etrafında  dört yavru ile ne yapacağını şaşırıyor. Rahat rahat yürüyemediği gibi  bu yürüyüşlerimiz çok dikkat çekici oluyor.  Özellikle kedi köpek düşmanı bazı gözler üzerimizde  olunca..

22 Eylül 2013 Pazar

Begonvilli Ev'e Anne Eli Değdi

Günaydın sevgili dostlar!  Mutlu pazarlar hepinize!

Günlerdir   fizik tedavi  için evden sabahın kör karanlığında ayrıldığımdan, sabah kahvaltılarına  hasret kalmıştım. Ayak üzeri atıştırıp bitki çayı ile idare ediyordum. Zaten o saatlerde,  bir şeyler yemek istemiyor insan..
Neyse, annem tedavi  sürecinde benimle ilgilenmek için  burada. Tahmin edeceğiniz gibi mutfakta, bahçede, çekmecede, dolapta bir anne eli değme durumları var:)) Bu pazar uyanınca balkona hazırlanmış kahvaltı beni bekliyordu.
Gazeteme kadar düşünmüş ve her bi şeyi hazır etmiş anneciğim.

Burada sonbaharın tüm güzellikleri  boy göstermeğe başladı. Örneğin,  ilkbahardaki coşku olmasa da, güller, japon gülleri ve begonviller hala açarak beni mutlu ediyorlar..


Kış meyvelerimiz de az sayıda olsa da hazırlıktalar. Bu sene limon ağaçlarımız çok az meyve verdiler. Zeytin ise hiç olmadı ama greyfurtlar keyifli.

Bahçenin tadını en çok  Pofuduk ve yavruları çıkarıyor:) Emzirme döneminde iğne ipliğe dönen Pofuş  kısırlık operasyonundan sonra yine eski güzelliğine kavuştu. Yavrular da kocaman oldular.  Yiyip içip  oynuyorlar.


Bugün bahçemizin kraliçesi olarak bu uçuk pembe açan sukulentleri seçtim. Aylarca  gösterişsiz haliyle bir köşede duran iki saksı sukulentim birden narin çiçeklere büründü.

Bu  günlük bizden bu kadar  dostlar. Hepinize gönlünüzce güzel,  huzurlu ve mutlu bir pazar diliyorum. Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar..

20 Eylül 2013 Cuma

Bizim Evin Minik Patilileri

Bizim evin minik patililerini tanıyorsunuz. Minik, Jane, Colette'den öyle çok söz ettim ki..

Derken her bireri  hikayeleri ile  yani iç acıtan bazı olaylarla  Begonvilli Ev'e  yerleşen diğerleri ile nüfus  kalabalıklaştı. Hiç birinin evlat edinilmesi  planlanmamıştı çünkü makul sayıdan sonrası  hem onlar için hem de bizim için  sıkıntı ve sorun demekti.

Ne var ki  sokakta bırakılsalardı yaşama şansları olmayacaktı. Sonradan katılanlardan Biber'i tanıtmıştım bir önceki yazımda.

Nazmiş ve  bebeklerin annesi Pofuduk'tan da söz etmiştim ama onları da biraz daha tanıyın istiyorum:
 Nazmiş


Nazmiş  geçen kış sitedeki kedilerin yüzde doksanını  alıp götüren bir salgın hastalıktan ya da zehirlenme olayından kurtulan  bir kaç kediden biri. Diğeri de bebeklerin anneleri Pofuduk. Bu ikisinin  şansı hastalanır hastalanmaz sürüne sürüne  bizim bahçeye gelmeleri oldu. Nazmiş'i sabah erken saatlerinde kapımızda yarı baygın bulduk.  Bir kaç dakika sonra da  aşağıda, bahçede Pofuduk'un  kötü durumda olduğunu gördük. Yan evde oturan komşumla  hiç zaman kaybetmeden bu ikisini  kliniğe yetiştirdik. Serum takıldı, küvezde kaldılar ve  antibiotik tedavisi yapıldı. Üç gün  yoğun bakımdan sonra  eve getirdik. Biz küçük bir  erkek tekir olan Nazmiş'i, komşum da Pofuduk'u alıp iyileşene dek çatı katlarımızda baktık. Bu bakım süreci hiç de kolay olmadı. Çünkü her ikisi de uzun süre kendine gelemedi. Sonunda iyileştiler ama gelin görün ki, Pofuduk da  bize geldi ve bizim verandada doğurdu. Üçü kız, biri erkek dört bebeği oldu.

Pofuduk Anne




Pofuduk'un kısırlık ameliyatını yaptırdım. Nazmiş o günlerde  öksürdüğü için olamadı. Kış gelmeden onun da olması gerekiyor. Sırada yavrular da var.  Şimdilik  bahçede ve verandada bakıyoruz ama Nazmiş eve daha alışık olduğu için girip çıkıyor. İşte durum bu dostlar.

7 Eylül 2013 Cumartesi

Biber'im

Hikayesini anlatmıştım ama kısaca tekrar anlatayım, bilmeyenler için.
Komşulardan birinin ev dışında baktığı kedilerdenmiş. Yani biz gelene dek  ev yüzü görmemiş. Onu ilk komşuların merdiveninde gördüğümde kocaman gözleri ile bana bakıyordu. Bir yandan da patilerini yalıyordu. Yumuşacık tüyleri kabarmış, rüzgardan  pof pof olmuştu. Aylar sonra komşular  tatile çıktılar ve bu güzel kız da bize gelmeye başladı. Bir lokmacık mama yiyip  kayboluyordu. Sonra daha sık gelmeye başladı ve  evimize yerleşti. Tabii ki veteriner kontrolü, aşıları vs yapıldı. Nefesi koktuğu için kan tahlili bile yaptırmıştım o günlerde. Ciddi bir  diş enfeksiyonu dışında bir rahatsızlığı yokmuş. Onu da tedavi ettirdik.
Şimdi bizim kıymetli  kızlarımızdan biri oldu. İyi ki geldin Biber'im.