PitaPata - Personal picturePitaPata Dog tickers

24 Ekim 2013 Perşembe

Yavrular beş aylık oldular

Şu günlerde havalar iyi olduğu için çoğunlukla dışarıdalar. Genellikle  verandada ya da bahçede takılıyorlar.Yine de ara sıra eve girip çıkıyorlar. Uzun süre onlara isim vermedim. Bebekler ya da yavrular  diye söz ettim ama neredeyse eve yerleştiler. Artık isimleri de var:





Bu fotoğraftaki tekir kız  daha bir sokulgan.  Adı İnci. O da  annesi gibi uzun  ve yumuşak tüylü. Sarmaşıktan tırmanıp balkona gelmeyi  öğrendi. Her fırsatta  gelip evde  olmayı seviyor.

İpek, gerçekten de ipek gibi uzun tüylü, sarı, gri beyaz tüylü şeker bir kız.

Diğer bir uzun tüylü, beyazı fazla tekir kızımızın adı da Jale. İçlerinde sevdirmeyen ve dokunulmaktan hoşlanmayan tek o var.

Tek oğlan olan kısa tüylü tekirimizin adı  Oğluş. Oğluş da çok cana yakın.

Yakında diğer üç kardeşin resimlerini de palaşacağım.

8 Ekim 2013 Salı

Cümbür Cemaat Yürüyüş



Bizim yavrular doğar doğmaz Minik onlara göz kulak olmaya başlamıştı. Doğal olarak can ciğer kuzu sarması oldular. Bahçede her an birlikteler. Sabah Minik'i görünce bir  koklaşmalar, bir oyunlar, görmek lazım:)

Ancak  zavallı Minik'in bir sıkıntısı var. Olağan yürüyüşlerimiz bebeklerin rahat vermemesi yüzünden oldukça zor oluyor. Minik, etrafında  dört yavru ile ne yapacağını şaşırıyor. Rahat rahat yürüyemediği gibi  bu yürüyüşlerimiz çok dikkat çekici oluyor.  Özellikle kedi köpek düşmanı bazı gözler üzerimizde  olunca..

22 Eylül 2013 Pazar

Begonvilli Ev'e Anne Eli Değdi

Günaydın sevgili dostlar!  Mutlu pazarlar hepinize!

Günlerdir   fizik tedavi  için evden sabahın kör karanlığında ayrıldığımdan, sabah kahvaltılarına  hasret kalmıştım. Ayak üzeri atıştırıp bitki çayı ile idare ediyordum. Zaten o saatlerde,  bir şeyler yemek istemiyor insan..
Neyse, annem tedavi  sürecinde benimle ilgilenmek için  burada. Tahmin edeceğiniz gibi mutfakta, bahçede, çekmecede, dolapta bir anne eli değme durumları var:)) Bu pazar uyanınca balkona hazırlanmış kahvaltı beni bekliyordu.
Gazeteme kadar düşünmüş ve her bi şeyi hazır etmiş anneciğim.

Burada sonbaharın tüm güzellikleri  boy göstermeğe başladı. Örneğin,  ilkbahardaki coşku olmasa da, güller, japon gülleri ve begonviller hala açarak beni mutlu ediyorlar..


Kış meyvelerimiz de az sayıda olsa da hazırlıktalar. Bu sene limon ağaçlarımız çok az meyve verdiler. Zeytin ise hiç olmadı ama greyfurtlar keyifli.

Bahçenin tadını en çok  Pofuduk ve yavruları çıkarıyor:) Emzirme döneminde iğne ipliğe dönen Pofuş  kısırlık operasyonundan sonra yine eski güzelliğine kavuştu. Yavrular da kocaman oldular.  Yiyip içip  oynuyorlar.


Bugün bahçemizin kraliçesi olarak bu uçuk pembe açan sukulentleri seçtim. Aylarca  gösterişsiz haliyle bir köşede duran iki saksı sukulentim birden narin çiçeklere büründü.

Bu  günlük bizden bu kadar  dostlar. Hepinize gönlünüzce güzel,  huzurlu ve mutlu bir pazar diliyorum. Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar..

20 Eylül 2013 Cuma

Bizim Evin Minik Patilileri

Bizim evin minik patililerini tanıyorsunuz. Minik, Jane, Colette'den öyle çok söz ettim ki..

Derken her bireri  hikayeleri ile  yani iç acıtan bazı olaylarla  Begonvilli Ev'e  yerleşen diğerleri ile nüfus  kalabalıklaştı. Hiç birinin evlat edinilmesi  planlanmamıştı çünkü makul sayıdan sonrası  hem onlar için hem de bizim için  sıkıntı ve sorun demekti.

Ne var ki  sokakta bırakılsalardı yaşama şansları olmayacaktı. Sonradan katılanlardan Biber'i tanıtmıştım bir önceki yazımda.

Nazmiş ve  bebeklerin annesi Pofuduk'tan da söz etmiştim ama onları da biraz daha tanıyın istiyorum:
 Nazmiş


Nazmiş  geçen kış sitedeki kedilerin yüzde doksanını  alıp götüren bir salgın hastalıktan ya da zehirlenme olayından kurtulan  bir kaç kediden biri. Diğeri de bebeklerin anneleri Pofuduk. Bu ikisinin  şansı hastalanır hastalanmaz sürüne sürüne  bizim bahçeye gelmeleri oldu. Nazmiş'i sabah erken saatlerinde kapımızda yarı baygın bulduk.  Bir kaç dakika sonra da  aşağıda, bahçede Pofuduk'un  kötü durumda olduğunu gördük. Yan evde oturan komşumla  hiç zaman kaybetmeden bu ikisini  kliniğe yetiştirdik. Serum takıldı, küvezde kaldılar ve  antibiotik tedavisi yapıldı. Üç gün  yoğun bakımdan sonra  eve getirdik. Biz küçük bir  erkek tekir olan Nazmiş'i, komşum da Pofuduk'u alıp iyileşene dek çatı katlarımızda baktık. Bu bakım süreci hiç de kolay olmadı. Çünkü her ikisi de uzun süre kendine gelemedi. Sonunda iyileştiler ama gelin görün ki, Pofuduk da  bize geldi ve bizim verandada doğurdu. Üçü kız, biri erkek dört bebeği oldu.

Pofuduk Anne




Pofuduk'un kısırlık ameliyatını yaptırdım. Nazmiş o günlerde  öksürdüğü için olamadı. Kış gelmeden onun da olması gerekiyor. Sırada yavrular da var.  Şimdilik  bahçede ve verandada bakıyoruz ama Nazmiş eve daha alışık olduğu için girip çıkıyor. İşte durum bu dostlar.

7 Eylül 2013 Cumartesi

Biber'im

Hikayesini anlatmıştım ama kısaca tekrar anlatayım, bilmeyenler için.
Komşulardan birinin ev dışında baktığı kedilerdenmiş. Yani biz gelene dek  ev yüzü görmemiş. Onu ilk komşuların merdiveninde gördüğümde kocaman gözleri ile bana bakıyordu. Bir yandan da patilerini yalıyordu. Yumuşacık tüyleri kabarmış, rüzgardan  pof pof olmuştu. Aylar sonra komşular  tatile çıktılar ve bu güzel kız da bize gelmeye başladı. Bir lokmacık mama yiyip  kayboluyordu. Sonra daha sık gelmeye başladı ve  evimize yerleşti. Tabii ki veteriner kontrolü, aşıları vs yapıldı. Nefesi koktuğu için kan tahlili bile yaptırmıştım o günlerde. Ciddi bir  diş enfeksiyonu dışında bir rahatsızlığı yokmuş. Onu da tedavi ettirdik.
Şimdi bizim kıymetli  kızlarımızdan biri oldu. İyi ki geldin Biber'im.





5 Eylül 2013 Perşembe

Özgür ruhlu kızım Colette

Jane ile tamamen farklı karakterdeler.  Jane, hanım hanımcık, nazlı, sevecen, sokulgan ve sakin. Evden çıkmayı pek sevmez. Colette ise hiper aktif, dokunulmaktan hoşlanmayan, canı isterse sadece başını okşatan, evden çok dışarıda olmayı seven ama belli rutinlerle  mutlaka eve gelen, yemeğini hep aynı köşede yiyen çok özel bir kedi. Jane kapıyı açmamız için  adeta rica eder. Colette ise hiç minnet etmez, balkondan atlayıp gider. Anlayın artık aralarındaki farkı:)) Şu var ki, ikisinin de sevgisi eşit ve ikisini de  çoook seviyoruz.