22 Eylül 2013 Pazar

Begonvilli Ev'e Anne Eli Değdi

Günaydın sevgili dostlar!  Mutlu pazarlar hepinize!

Günlerdir   fizik tedavi  için evden sabahın kör karanlığında ayrıldığımdan, sabah kahvaltılarına  hasret kalmıştım. Ayak üzeri atıştırıp bitki çayı ile idare ediyordum. Zaten o saatlerde,  bir şeyler yemek istemiyor insan..
Neyse, annem tedavi  sürecinde benimle ilgilenmek için  burada. Tahmin edeceğiniz gibi mutfakta, bahçede, çekmecede, dolapta bir anne eli değme durumları var:)) Bu pazar uyanınca balkona hazırlanmış kahvaltı beni bekliyordu.
Gazeteme kadar düşünmüş ve her bi şeyi hazır etmiş anneciğim.

Burada sonbaharın tüm güzellikleri  boy göstermeğe başladı. Örneğin,  ilkbahardaki coşku olmasa da, güller, japon gülleri ve begonviller hala açarak beni mutlu ediyorlar..


Kış meyvelerimiz de az sayıda olsa da hazırlıktalar. Bu sene limon ağaçlarımız çok az meyve verdiler. Zeytin ise hiç olmadı ama greyfurtlar keyifli.

Bahçenin tadını en çok  Pofuduk ve yavruları çıkarıyor:) Emzirme döneminde iğne ipliğe dönen Pofuş  kısırlık operasyonundan sonra yine eski güzelliğine kavuştu. Yavrular da kocaman oldular.  Yiyip içip  oynuyorlar.


Bugün bahçemizin kraliçesi olarak bu uçuk pembe açan sukulentleri seçtim. Aylarca  gösterişsiz haliyle bir köşede duran iki saksı sukulentim birden narin çiçeklere büründü.

Bu  günlük bizden bu kadar  dostlar. Hepinize gönlünüzce güzel,  huzurlu ve mutlu bir pazar diliyorum. Begonvilli Ev'den sevgiler, selamlar..

20 Eylül 2013 Cuma

Bizim Evin Minik Patilileri

Bizim evin minik patililerini tanıyorsunuz. Minik, Jane, Colette'den öyle çok söz ettim ki..

Derken her bireri  hikayeleri ile  yani iç acıtan bazı olaylarla  Begonvilli Ev'e  yerleşen diğerleri ile nüfus  kalabalıklaştı. Hiç birinin evlat edinilmesi  planlanmamıştı çünkü makul sayıdan sonrası  hem onlar için hem de bizim için  sıkıntı ve sorun demekti.

Ne var ki  sokakta bırakılsalardı yaşama şansları olmayacaktı. Sonradan katılanlardan Biber'i tanıtmıştım bir önceki yazımda.

Nazmiş ve  bebeklerin annesi Pofuduk'tan da söz etmiştim ama onları da biraz daha tanıyın istiyorum:
 Nazmiş


Nazmiş  geçen kış sitedeki kedilerin yüzde doksanını  alıp götüren bir salgın hastalıktan ya da zehirlenme olayından kurtulan  bir kaç kediden biri. Diğeri de bebeklerin anneleri Pofuduk. Bu ikisinin  şansı hastalanır hastalanmaz sürüne sürüne  bizim bahçeye gelmeleri oldu. Nazmiş'i sabah erken saatlerinde kapımızda yarı baygın bulduk.  Bir kaç dakika sonra da  aşağıda, bahçede Pofuduk'un  kötü durumda olduğunu gördük. Yan evde oturan komşumla  hiç zaman kaybetmeden bu ikisini  kliniğe yetiştirdik. Serum takıldı, küvezde kaldılar ve  antibiotik tedavisi yapıldı. Üç gün  yoğun bakımdan sonra  eve getirdik. Biz küçük bir  erkek tekir olan Nazmiş'i, komşum da Pofuduk'u alıp iyileşene dek çatı katlarımızda baktık. Bu bakım süreci hiç de kolay olmadı. Çünkü her ikisi de uzun süre kendine gelemedi. Sonunda iyileştiler ama gelin görün ki, Pofuduk da  bize geldi ve bizim verandada doğurdu. Üçü kız, biri erkek dört bebeği oldu.

Pofuduk Anne




Pofuduk'un kısırlık ameliyatını yaptırdım. Nazmiş o günlerde  öksürdüğü için olamadı. Kış gelmeden onun da olması gerekiyor. Sırada yavrular da var.  Şimdilik  bahçede ve verandada bakıyoruz ama Nazmiş eve daha alışık olduğu için girip çıkıyor. İşte durum bu dostlar.

7 Eylül 2013 Cumartesi

Biber'im

Hikayesini anlatmıştım ama kısaca tekrar anlatayım, bilmeyenler için.
Komşulardan birinin ev dışında baktığı kedilerdenmiş. Yani biz gelene dek  ev yüzü görmemiş. Onu ilk komşuların merdiveninde gördüğümde kocaman gözleri ile bana bakıyordu. Bir yandan da patilerini yalıyordu. Yumuşacık tüyleri kabarmış, rüzgardan  pof pof olmuştu. Aylar sonra komşular  tatile çıktılar ve bu güzel kız da bize gelmeye başladı. Bir lokmacık mama yiyip  kayboluyordu. Sonra daha sık gelmeye başladı ve  evimize yerleşti. Tabii ki veteriner kontrolü, aşıları vs yapıldı. Nefesi koktuğu için kan tahlili bile yaptırmıştım o günlerde. Ciddi bir  diş enfeksiyonu dışında bir rahatsızlığı yokmuş. Onu da tedavi ettirdik.
Şimdi bizim kıymetli  kızlarımızdan biri oldu. İyi ki geldin Biber'im.





5 Eylül 2013 Perşembe

Özgür ruhlu kızım Colette

Jane ile tamamen farklı karakterdeler.  Jane, hanım hanımcık, nazlı, sevecen, sokulgan ve sakin. Evden çıkmayı pek sevmez. Colette ise hiper aktif, dokunulmaktan hoşlanmayan, canı isterse sadece başını okşatan, evden çok dışarıda olmayı seven ama belli rutinlerle  mutlaka eve gelen, yemeğini hep aynı köşede yiyen çok özel bir kedi. Jane kapıyı açmamız için  adeta rica eder. Colette ise hiç minnet etmez, balkondan atlayıp gider. Anlayın artık aralarındaki farkı:)) Şu var ki, ikisinin de sevgisi eşit ve ikisini de  çoook seviyoruz.

3 Eylül 2013 Salı

Bu bebekler var ya bu bebekler!

Anneleri ölümcül bir zehirlenme ile girdi hayatıma.
Uzun  hikaye, sitenin hayvan düşmanı sevgi yoksunları, geçen kış onlarcasını acımasızca zehirlediler..

Komşumla kurtarabildiğim iki  tanecik şanslıdan biriydi Pofuduk.Sonra gelip kapımızda doğurdu. Dört güzel yavru da hayatımıza  dalış yaptı:)



Şimdi tam dört aylık oldular. Anneyi kısırlaştırdık.

Bizim evin  patili nüfusu kalabalık. Hepsinin  beslenmesi (Doğru dürüst beslenmeden söz ediyorum) Aşıları, kısırlaştırılmaları... Nasıl baş edeceğim bilemiyorum. 

Bir de  onları görmeye bile tahammül edemeyen, zehircileri  düşünürsek, işim  çoook zor dostlar!

Güvenli yuvalar aradık. İkisine bulduk  ama son anda vaz geçtiler. İşte yavruların durumu bu!